4 Haziran 2014 Çarşamba

Çizmeli Kedi Masalı

 
 
Vaktiyle yaşlı bir değirmenci varmış. Yaşlı adam öldüğü zaman üç oğluna sadece değirmenini, eşeğini ve bir de kedisini bırakabilmiş. Büyük oğlu değirmeni, ortanca oğlu da eşeği almış. En küçük oğluna ise kedi kalmış.
Küçük oğlan:
- Ah ah! Ağabeylerim değirmen ve eşekle hayatlarını kazanabilirler. Ama ben bu kediyle ne yapabilirim ki, demiş.
Kedi bunu duymuş:
- Efendim, ben sandığın kadar yararsız biri değilim. Bana bir çuval ve bir de çizme alırsan seni zengin ederim, demiş.
Küçük oğlanın çok az parası varmış. Bu parayla bir çift çizme ve çuval almış. Kedi çizmeyi giyip çuvalı almış. Kırlara gitmiş. Kırlarda çuvalın içine birkaç havuç koymuş. Büyükçe bir kayanın dibine saklanmış. Sessizce beklemeye başlamış.
Biraz sonra, iki küçük tavşan zıplaya zıplaya oraya gelmişler. Havuçları yemek için çuvalın içine dalmışlar. Kedi saklandığı yerden fırlamış. Hemen çuvalın ağzını bağlamış. Sonra, sevinç içinde yola çıkmış.
Çizmeli kedi, doğruca saraya gitmiş. Görevliler onu kapıda durdurmuşlar.
Çizmeli kedi bekçileri selamlamış ve padişahla konuşmak istediğini söylemiş. Konuşan bir kedi görmek görevlileri şaşırtmış. Bu yüzden onun isteğini hemen yerine getirmişler.
Padişahın karşısına çıkan Çizmeli kedi saygı ile yerlere kadar eğilerek:
- Efendim, Prens Karayel bu tavşanları size gönderdi, demiş.
Padişah şaşırmış:
- Bak hele! Konuşan bir kedi!.. Ne şeker şeysin sen, demiş.
- Sağ olun efendim.
Konuşan kedi, padişahın çok hoşuna gitmiş. Tabii tavşanları sevinçle kabul etmiş. Kediye de efendisine yani Prens Karayel’e teşekkür etmesini söylemiş.
Çizmeli kedi sevinçle:
- Başüstüne sultanım, deyip saraydan ayrılmış.
Artık, her gün bizim kedi, av hayvanları yakalayarak padişaha götürüyormuş.
Padişahın karşısında sadece:
- Efendim Prens Karayel, bunları size gönderdi, diyormuş.
Sonunda, bütün saray halkı, hiç görmedikleri bu prensi merak etmeye başlamış.
Bir gün kedi, artık efendisinin saraydakilere görünmesi zama-nının geldiğini anlamış. Ona, gidip yakındaki nehirde yıkanmasını söylemiş.
Küçük oğlan nehir kıyısına varmış. Giysilerini çıkartıp bir kenara koymuş. Sonra da yıkanmak için suya girmiş.
O sırada Çizmeli kedi, efendisinin elbiselerini kucaklamış. Suya atmış. Akan su giysileri alıp götürmüş.
Bu durumu gören küçük oğlan sinirden deliye dönmüş. Kediye:
- Ne yaptın sen? Şimdi ben ne giyeceğim, diye bağırmış.
Çizmeli kedi hiç istifini bozmamış. Sakin bir şekilde:
- Meraklanma sen efendim. Bir çaresine bakarız elbet, demiş.
Küçük oğlan, boğazına kadar suyun içinde duruyor, ne olacağını merakla bekliyormuş. Meğer, o sırada padişah ile güzel kızı oradan geçiyorlarmış.
Padişahın arabası gözükür gözükmez, Çizmeli kedi çırpınmaya ve olanca sesiyle:
- İmdat! İmdat! Efendim Prens Karayel boğuluyor, diye bağırmaya başlamış.
Kedinin sesini duyan padişah hemen arabasını durdurmuş. Adamlarına, Prens Karayel’i kurtarmalarını emretmiş. Adamlar prensi sudan çıkarırlarken, kedi de padişaha koşmuş. Ona, hır-sızların efendisini soyup sonra da nehre attıklarını anlatmış.
Padişah, uşaklarından birini hemen saraya göndermiş. Kendi elbiselerinden birkaç tanesini getirtmiş.
Padişahın elbiselerini giyen küçük oğlan çok yakışıklı olmuş. Herkes onunun sahici prens olduğuna inanmış.
Padişahla kızı onu arabalarına davet etmişler. Bizimki önce utanmış. Fakat padişahın kızı o kadar güzelmiş ki dayanamamış, arabaya binmiş. Padişahın kızı-nın tam karşısına kurulmuş.
Bizim oğlanın arabaya bindiğini gören Çizmeli kedi, en önden koşmaya başlamış.
O sırada, yol kenarındaki tarlalarda işçiler çalışıyormuş. Kedi:
- Şimdi padişah buradan geçecek. Eğer bu tarlaların kimin olduğunu sorarsa, siz Prens Karayel’in deyin, demiş.
İşçiler buna razı olmuşlar.
Padişah, Prens Karayel’in terbiyesini, güzel konuşmasını çok beğenmiş. Arabacısına ağır ağır gitmesini söylemiş. Bu sırada, gözleri yemyeşil tarlalara ilişmiş.
Pencereden işçilere:
- Kolay gelsin! Bu tarlaların sahibi kimdir, diye sormuş.
İşçiler, bizim kurnaz kedi ile konuştukları gibi:
- Tüm çevre efendimiz Prens Karayel’indir, demişler.
Padişahın kafilesi, daha sonra büyük bir sürüye rastlamış.
Padişah, çobanlara bu sürünün kimin olduğunu sormuş.
Tabiî, Çizmeli kedi önceden çobanları da tembihlemiş. Onlar da konuştukları gibi:
- Tüm sürüler, efendimiz Prens Karayel’in sürüsüdür, demişler.
Ondan sonra da yol boyunca rastladıkları her köylü, her işçi böyle söylemiş. Küçük oğlan olanlara çok şaşırmakmış. Doğrusu, kedisinin bu kadar kurnaz olduğunu düşünmüyormuş.
Bu sırada, Çizmeli kedi, o çevrede yaşayan kötü devin sarayına gelmiş. Zaten önceden gördükleri bütün tarlalar, bahçeler ve sürüler de bu deve aitmiş.
Çizmeli kedi, devin yanına çıkmış. O zamana kadar konuşan kedi görmemiş olan dev, bizim Çizmeliye hiç bir şey yapmamış.
Çizmeli kedi deve:
- Duyduğuma göre, siz her hayvanın kılığına girebilirmişsiniz. Doğru mu bu, diye sormuş.
Dev gururla yanıtlamış:
- Evet! her kılığa girebilirim, diyerek hemen kocaman bir aslan şekline bürünmüş.
Çizmeli kedi, kocaman aslanı görünce çok korkmuş. Hemen kaçıp masanın altına girmiş. Saklandığı yerden:
- Çok güzel. Fakat küçük hayvanların kılığına da girebilir misin? Örneğin, bir fare kılığına? Bunu herhalde yapamazsın. Çok zor olsa gerek, demiş
Bu küçümseyici sözleri duyandev kükremiş:
- Pekala yaparım! Bu benim için öyle kolay ki, deyip hemen bir fare kılığına girmiş.
Çizmeli kedi daha durur mu? Saklandığı yerden fırlamış. Fare kılığındaki devi yakaladığı gibi yalamadan yutmuş.
O zaman, sarayı saran büyü bozulmuş. Devin büyülediği kadınlar ve erkekler eski durumlarına geri dönmüşler. O kadar sevinmişlerdi ki:
- Bizi bu devden kurtaran her kim ise ona çok teşekkür ederiz, demişler.
O sırada, bir kenarda yalanmakta olan Çizmeli kedi:
- Prensimiz Karayel’e teşekkür etmelisiniz. Çünkü, devin elinden sizi o kurtardı, demiş.
Büyüden kurtulanlar:
- Kurtarıcımız Prens Karayel’i nerede buluruz? Ne olur onu bize göster, demişler.
Çizmeli kedi:
- Acele etmeyin! Kendisi biraz sonra burada olacak. Ona, ancak hizmet ederek teşekkür edebilirsiniz.
-Taa ölünceye kadar onun hizmetinde oluruz.
Böylece, devin sarayındakiler Prens Karayel’in yanında çalışmaya razı olmuşlar.
Çizmeli kedi hemen yemekler, pastalar, tatlılar hazırlatmış.
Bu sırada padişah, kızı ve küçük oğlan sarayın önüne gelmişler. Padişah arabasını durdurmuş. Burasının kimin sarayı olduğunu öğrenmek istiyormuş.
Tam o sırada, Çizmeli Kedi kapıya çıkarak selam vermiş:
- Padişahım, Prens Karayel’in sarayına hoş geldiniz, diyerek onları içeri buyur etmiş.
Padişah ile yanındakiler hep birlikte, neşe içinde saraya girmişler. Hizmetçilerin hazırladığı yiyecekleri yemiş, şurupları içmişler. Bir güzel eğlenmişler...
Daha sonra, küçük oğlan, padişahın güzel kızıyla evlenmiş.
Küçük oğlan, padişahın kızı ve Çizmeli kedi hep beraber mutluluk içinde yaşamışlar.
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder